Satrancı Urefa: Ariflerin Satrancı

Tasavvuf yolunu göstermek üzere tasarlanan urefa satrancı herkes tarafından merak edilen bilgiler arasındadır. Muhyiddin İbn-i Arabi öncülüğünde başlamıştır.

Halk arasında ‘’Yılanlı Dama’’ da denilen Satrancı Urefa ünlü tasavvuf alimi Muhyiddin İbn-i Arabi tarafından tasavvufun yolunu öğretmek üzere öğrencilerine ithafen oluşturduğu bir oyundur. ‘’Urefa’’ arifler anlamına gelir. Arif de bilen kişi demektir yani ariflerin satrancı bilenlerin satrancı anlamı taşır. Oyun, bir levhanın üzerinde oynanıyor ve bu levhada ok ve yılan işaretleri bulunuyor. En zirvedeki mertebesine visal denir ve bu terim sevgiliye kavuşma demektir. Yılan, insanların kötü hallerini; ok ise iyi hallerini gösterir.  Bu oyun monopol oyununun atası olarak bilinir ve vahdet-i vücut fikrini temel alarak insanın yolu ve yoldaki hallerini siste matize etmiştir.

Nasıl Oynanır?

Ariflerin satrancı oyununda, bir topaç ve bir de piyon bulunur. Topaç çevrilir ve gelen sayı kadar ilerlenir. Oyun tahtası dikdörtgen şeklinde ve oyunun amacı bu tahtanın son basamağı olan visale erişmektir. Satrancı Urefa tahtasında bulunan oklar ise sizin ilerlemenizi sağlayacak olan iyi hallerinizi ifade eder. Monopol oyununun atası, insanın huy ve halleri düşünülerek tasarlanmıştır ve her basamağın bir anlamı vardır. Bu oyunun amacı insanın yolu boyunca karşısına çıkabilecek güzel veya kötü yönleri anlatmak ve sonunda sevgiliye yani Allah’a ulaşmaktır. Oyuna topaç çevrilerek başlanır ve başlaması için topaçta 6 rakamının gelmesi gerekir. 6 rakamı, kötü davranışların, huyların ve kötü olarak değerlendirilebilecek tüm hislerin terk edilmesi anlamına geliyor. 101 basamaktan oluşan bu oyunda, bazı basamaklara gelindiğinde aşağı düşülebiliyor veya ileri basamaklara atlanabiliyor. Bu basamaklardan zillet yani alçaklık basamağı, oyunun ilk basamağını oluştururken; son basamak ise visal yani kavuşmak olarak adlandırılıyor. Her oyuncu sayı fırıldağından bir sayı çekiyor ve çektikleri sayı kadar ilerliyorlar. Yılanların işaret ettiği kelimelerden herhangi birine denk gelen oyuncu, yılanın kuyruğuna gidiyor. Yılanların kuyruklarında bazı kötü kelimeler bulunuyor. Bu kötü kelimelerden her biri sizi altta bulunan başka bir basamağa düşürüyor. Örneğin “celal” kelimesinin üzerine geldiğinizde, sizi 3 basamak altta bulunan “hacalet” kelimesine götürüyor.

Örneklendirme

Örneğin topacı çevirdiniz ve 1 rakamı geldi. Bu basamakta zillet kelimesi yazar ve devam etmek için bu kelimeyi açıklamamız gerekir. Eğer açıklayamazsak, oyuna başlamak için zorunlu olan 6 rakamını tekrar bulmak için topacı tekrar çeviririz.

Levhadaki Kelimelerin Anlamları

Yılanlı Dama olarak geçen bu satranç oyununda, yılanların işaret ettiği kelimeler dost olmayanlarla düşüp kalkma anlamına gelen sohbet-i seg, kin, hased, nifak, kemal, celal, kaza ve gururdur. Necip Fazıl Kısakürek de monopol oyununun atası olan Satrancı Urefa için bazı açıklamalar yapmıştır. Bunları yorumlayacak olursak, bu levhada birtakım küçük yılanlar olduğunu ve bunların insanların kötü huylarını temsil ettiğini söylüyor. Bu kötü huylar insanı aşağı çeker,alt kademelere düşürürür. Yılanları geçince de iyi huyları temsil eden bazı oklar vardır bunlar da Necip Fazıl Kısakürek’e göre insanı yukarılara çıkaran, üstün bir derece elde etmeye yarayan huyların simgesidir. Ancak yukarıda bahsettiğimiz gurur anlamına gelen sağdaki yılanın başı, tehlikeleri atlattıktan sonra kalan muhteşem bir yılandır çünkü başı tam kemalin yanında, kuyruğu ise tam zevalin dibinde bu demek oluyor ki bu yılanın başına basan göğün yedince katından yerin yedinci katına düşmüş olur ve bu gelinebilecek en kötü durumdur. Yılanlı Dama oyununda ayrıca tasavvuf yolculuğuna çıkan oyuncuların üstüne geldikleri basamaklara göre alt basamaklara düşmesi veya üst basamaklara ilerlemesi dereke yolculuğu olarak adlandırılır.

Oyun Kuralları

Oynayan kişiler üzerinde bulunduğu her basamağı yorumlamak zorunda. Basamaklardan bazıları kötü huyları temsil ediyor. Örneğin, aşırı ego, kendini yüksekte görme, kendini beğenmişlik gibi kötü olarak değerlendirebileceğimiz huylar yer alıyor. Bu basamaklarda yılanlar mevcut ve bu sizi aşağı basamaklara düşürüyor. Bu düşüş ilk basamağa kadar olabiliyor. Bazı basamaklar ise sizi doğrudan sonuncu basamağa atlatabilir. Bu basamağa örnek olarak 87. basamağı verebiliriz. Sevgi, muhabbet basamağı olarak adlandırılan bu noktaya gelmeyi başarırsanız sizi doğrudan visale yani 101. basamağa ulaştırıyor. Muhyiddin İbn-i Arabi öğretisi olarak bilinen bu satranç levhasında 2 büyük yılan bulunuyor ve sağda olan yılanın başı “gurur” kelimesine denk geliyor ve bu basamağa gelen oyuncu, ilk karedeki zillete geri dönüyor yani oyuna en baştan başlamış oluyor. Ariflerin satrancı oyununda bu kural, gurur ve kibirim kötü huyların başı olduğunu vurguluyor. Ariflerin satrancı hakkında bazı sözlere baktığımızda, visale yani son basamağa gittiğiniz yol çileli bir hayat yolunu temsil eder bu yolu tamamlamanızdaki amaç Allah’a ulaşmak. Bu 100 hamleden oluşan satrançta bulunan kelimelere sadece göz ile değil gönül aynasından bakmak gerekiyor. Her bir kelimenin ne anlama geldiğini bilmek oyunun bir kuralı sayılıyor.

Satrancı Arif Neden Önemlidir?

İnsanlar kazanma hırsına büründüğünde, başta gurur olmak üzere kazanmak için her yolu mubah görürler. Günümüzde bu zihniyetle hareket ederek, hırsın diğer bütün iyiliklerin önüne geçmesine izin veriyorlar. Tek hedefe odaklanıp o yolda her şeyi yakıp yıkıyorlar ve bilmiyorlar ki her gurur yaptıklarında, her kendilerini beğendiklerinde aslında Muhyiddin İbn-i Arabi tarafından geliştirilen oyundaki gibi kademe kademe aşağı düşüyorlar. Her seferinde en başa dönüyorlar ve bu çileli yol onlar için hiç bitmiyor. Sürekli yılanın başına basıyorlar ve bu yüzden ilerleyemiyorlar. Aslında tek iyi huy bile onları birkaç basamak yukarı çıkarabilecekken onlar özenle bu basamaklara basmamayı tercih ediyorlar. İnsan sadece visale geldiğinde benliğine ulaşabilir. Bu da yılanın başına basmamaktan yani kötü huylardan kaçınmaktan geçer. 78358